Teoride Doğrultu 31. Sayı Çıktı
|
|
Teoride Doğrultu’da sosyalist gençler için çok şey var!
Marksist teorik-politik dergi Teoride Doğrultu’nun yeni sayısı çıktı. Her sayfasından enerji yayılan bu dergiyi okuyunca, insan ister istemez, Marksizmin “genç” olduğunu bir kez daha duyumsuyor.
Doğrultu’nun bu sayısında, 68’in kırkıncı yılını andığımız bu günlerde biz gençlere hitap eden yazılar dikkat çekiyor. Derginin “Deniz, Mahir ve İbrahim’in izinde” başlıklı kapağına, ‘71 devrimcilerinin mirasını bugüne taşıyan bir güç olarak sosyalist gençlerin fotoğrafını koyması bizim bakımımızdan anlamlı bir tavır. “1971’den 2008’e düşünce fragmanları” ‘71 devrimciliğinin çeşitli yönlerini tartışan ve günümüz bakımından anlamlandıran bir yazı. 71’in önder kuşağının imhasının ardından 74-80 döneminde yaşanan irade kırılması, devrimci bir stratejiden yoksunluk, devrimciliğimizin ‘erkek’ hali, devrimci hareketteki bürokratik eğilimler, yazının tartışma alt başlıkları.
Derginin kapak sloganıyla aynı başlığı taşıyan yazı ise, Denizlerin mirası üzerinde süren sınıf mücadelesine dikkat çekiyor; Kızılelmacı ve liberal tahrifatçıların yalanlarına karşı onlara “Çekin ellerinizi, Denizler bizimdir” diyor. Yazının bir diğer vurgusu ise, 71 devrimciliğinin üç kanalını oluşturan Deniz, Mahir ve İbrahimlerin kesimsel değil bütünsel olarak sahiplenilmesi yönünde. Keza yazı, 1994 Birlik Devrimi’nin 1971’e bağlılığın bir eylemi olduğunun da altını çiziyor.
Yaz kampımız vesilesiyle “Yüzümüzü Denizlere” döndüğümüz bu günlerde, Teoride Doğrultu, 71’in devrimci mirası üzerine çok yönlü düşünme ve bu mirası günümüze doğru taşıma açısından bizlere önemli bir imkan sunuyor. Derginin, son dönemde gençlik saflarında Denizlerin mirasına duyulan ilgiyi devrimci, sosyalist bir perspektife kavuşturmak bakımından rolünü ne derece oynayabileceği ise, tabii ki öncelikle bizlerin ne kadar sahipleneceğine bağlı.
Derginin yeni sayısında göze çarpan bir diğer ağırlık, Kürt ulusal sorunuyla ilgili. Dergide, ulusal sorun konusunda TKP’nin, ilahiyatçıların ve liberallerin yaklaşımlarını eleştiren yazılar bulunuyor. “Ulusal sorunda TKP revizyonizmi” başlıklı yazıda, üniversitelerimizde “ABD ülkemizi bölüyor” sloganıyla sosyal-şoven bir rüzgâr estirmeye çalışan TKP’nin, Marksizmi nasıl revize ettiği, onu nasıl “ehlileştirdiği” somut olarak gösteriliyor. Sorunun tarihsel arka planına dair göndermeler olduğu kadar, günümüzde ulusal sorunların içeriği konusundaki tespitleriyle de yazı dikkat çekiyor. “Din adamlarının ‘çözüm’ arayışları” yazısı, Türk din adamlarının tümüyle devletin çıkarları ekseninde konumlandıklarını ve ulusal zulmü meşrulaştırmayı hedeflediklerini ortaya koyuyor. Ezber Bozarken Ezber Yenilemek ise liberallerin Türk ve Kürt milliyetçiliğini bir tutan, Kürt ulusunun varlığını inkârda istlerle birleşen tutumlarını sergiliyor. Sırbistan Emek Partisi’nin Balkanlar’da ulusal soruna dair raporu ise bu yazıları bütünlüyor.
Derginin Güncel köşesi, politik gelişmelerin ezenler ve ezilenler cephelerine yansıyış biçimini ve 1 Mayıs’ın oynadığı rolü ele alıyor. Yine, “Sınıf, Siyaset, Taksim” başlıklı yazı, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasının önemini hala bilince çıkarmayan EMEP’i eleştiriyor.
Bunun dışında da, dergi çeşitli konulardaki yazılarla dolu dolu. Kentin Lanetlileri, günümüzde konut sorununu ve kent yoksullarına yönelik yıkım projelerini ele alıyor. Hüseyin Kılıç, 15. yıldönümünde Sivas şehitlerine ithaf ettiği yazısında “Alevilik nedir? Aleviler neden sürekli katlediliyor? Ne yapmalıyız?” sorularını inceliyor. Şoreş Azad, “Emperyalizm ve militarizm” başlığını ele alıyor ve “Hani dünya barışı? Militarizm dörtnala” diyor. Bolivya Komünist Partisi (MLM) liderlerinden Luis Salazar ile yapılan röportaj, bu ülkedeki sınıf mücadelelerinin durumu hakkında okura birinci kaynaktan bilgi ve görüş açısı sağlıyor.
Derginin bir diğer özgün çalışması, tarih okumaları alanında. Arjantinli aydın Rodolfo Walsh’ın bir sözünü anımsadık, ‘Ezilenlerin Kılıcı: Ebu Müslim Horasani’yi okuyunca: “Egemen sınıflarımız daima, işçilerin tarihi olmadığını, bir doktrini olmadığını, işçilerin kahramanları ve şehitleri olmadığını söylerler. Böylece her dövüş, öncekilerden tecrit biçimde, yeniden başlamalıdır. Kolektif hafıza kaybolur, dersler unutulur. Tarih böyle görünür, sanki özel mülk sahipleri tüm tarihin sahibidir. Bu kez, bu dairenin kırılması mümkündür.” Bu sayıda 6.sı yayımlanan Alternatif Tarih Okumaları, tam da “bu daireyi” kırmayı ve ezilenlerin tarihini bugün dövüşen ezilenlere mal etmeyi amaçlıyor. TD, İslam komüncüleri Karmatiler’den Hasan Sabbah’a, Babek’ten Mazdek’e uzanan tarih yolculuğunu, Ebu Müslim Horasani ile sürdürüyor.
Bu dergide, biz sosyalist ideallere gönül vermiş gençler için o kadar çok şey var ki!..
|